Kadının Önemi                 


Kadının Önemi

İmam’dan kalan çok değerli miraslardan birisi de (Müslüman) kadınlara verdiği değerdi.

İslam inkılâbından önce toplumda kadınların bir grubu ticaret malı ve reklâm aracı idi. Bunun karşısında bir grup daha vardı ki onlar da, kadını köle olarak kullanıyorlardı ve kadına okuma ve tahsil hakkı vermiyorlardı.

İmam’ın gelmesi ve İslam inkılâbından sonra kadın, ticaret malı olmaktan ve kölelikten kurtuldu. İmam’ın kadına verdiği değeri konuşmalarında ve amellerinde görmek mümkündür. Örneğin kadının okuma yazma bilmesi gerektiğini, ilim tahsil etmesini, çalışmasını ve toplumsal etkinliklere katılmasının önemini, İmam’ın evde ailesine özellikle hanımına karşı davranışlarında rahatlıkla görebiliriz. Bu İmam’ın bıraktığı değerli miraslardan biridir.

İmam kadını asla erkeklerden toplumsal çalışmalarda geri ve eksik görmüyordu. Başka devletlere giden ilk üç temsilciden birisi kadındı, Ayetullah Ruhani, Ayetullah Cevadi Amuli ve Debbağ hanım idi.

Kadının İslam inkılâbındaki yerini İmam şöyle anlatıyor ‘’Kadınlar erkeklerden daha öndedir, çünkü kadınlar hem evin dışında ki görevlerini yerine getirdiler yürüyüş ve gösteriye katıldılar, hem de ev içindeki görevlerini yerine getirdiler.

İmam kadın hakları konusunda ki düşüncesi diğerlerinden çok farklı idi. Zira bazıları kadını toplumdan ve siyasi etkinliklerden uzak bir faktör olarak düşünüyordu. İmam’ın bu konu hakkındaki fikirleri şöyleydi: ’’Eğer kadının topluma ve siyasi gelişmelere karşı olan rolünü kenara bırakırsak toplum istenilen verimi sağlayamaz ve sonuçta kaçınılmaz olarak toplumsal hareket ve yenilgiye uğrayacaktır. İşte bu yüzden İmam kadının toplumda ve siyasette özel bir yeri olduğuna inanıyordu.

İmam kadının toplumsal ve kültürel hareketlerde çok önemli rolü olduğuna ve hatta hizmete layık ve saygı değer insanları yetiştirenlerin kadın olduğuna inanıyordu, cephede ve savaşın ilk safında savaşanları yetiştiren kültürel ve siyasi hareketlere katılarak beklenen başarıyı kaç katına çıkaranların yine kadınların olduğuna inanıyordu.

Bazıları kadınların, tehlikeli oldukları için yürüyüşlere katılmamalarını İmam’dan istemişlerdi, İmam buna çok sinirlendi zira İmam, siyasi ve İslami mücadelelere kadınların katılması ile etkisiz hale getirileceğine inanıyordu.

İmam bu konuda hakkında şöyle buyurdu: ‘’Kadınlar, erkeklerle beraber bütün aktivitelere katılsınlar, kadınları, siyasi, toplumsal ve kültürel hareketlerden ayırmaya hiç kimsenin hakkı yoktur’’

İmam’ın kadın hakları konusundaki görüşünün kaynağı Kuran, Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt imamlarının sünnetiydi. İmam, Peygamberin sünneti doğrultusunda kadına şekil vermek istiyordu, kadın bir ailede annelik ve kadınlık görevini yerine getirdiği gibi toplumda da üstüne düşen görevi yerine getirmelidir.

Allah’a hamd olsun ki bizim kadınlarımızdan özellikle annelik ve kadınlık görevini yapanlardan İmam’ın düşüncesini onaylayan çok fazlaydı, eğer böyle olmasaydı onlar için bu kadar acı dayanılmaz olurdu.

İmam bu hareketiyle kademe kademe kadınları, boşluktan çıkarıp layık oldukları mümin kadın makamına yükseltmek istiyordu.

İmam’dan, kadın olduğum halde şöyle bir soru sordum; Filistin’de Müslüman kardeş ve bacılarımızla beraber savaşmamıza izin veriyor musunuz? İmam, İslam’a nerede faydalı olacağınıza inanıyor ve hizmet edebileceğinizi umuyorsanız sizin vazifeniz oraya gitmektir. dedi.

Ben erkek olmadığım halde İmam için hiçbir şey değişmiyordu, tek hedef İslam’ın sırtından bir yük kaldırabilmekti, İslam’a hizmette sınır yoktur, bu yolda kadın erkek, genç yaşlı ayrımı da yoktur, herkes elinden gelen hizmeti İslam için yapmalıdır.

Kadının toplumda çalışması konusunda İmam’ın görüşü şöyleydi : Aileye zarar vermeyecek bir şekilde olursa çalışmasında bir sakınca yoktur.(tabi İslami çerçeve içerisinde) çünkü İmam, kadını toplumun öğretmeni olarak görüyordu. Hatta iyi bir kadının kötü bir erkeği düzeltebileceği kanaatindeydi.

Uygun bir aile ortamında hiçbir yanlış o aileye giremez ve sonuçta çocuklar sağlam ve Salih yetişirler. Zira çocukların terbiyesinde annenin çok büyük rolü olduğuna inanıyordu.

Biz bazen şakayla ‘’Kadınlar neden hep evde kalmalı’’ diye sorduğumuz zaman İmam şöyle derdi: Evi hafife almayın çocukları terbiye etmek basit bir şey değildir, eğer anne bir kişiyi terbiye edebilirse topluma büyük bir hizmet etmiş sayılır.’’

İmam, çocukları erkeklerin terbiye etmeyi beceremediğine ve bu işi ancak kadınların başarabileceğine inanırdı. Zira kadınlar daha duygusal ve bir ailenin ayakta kalabilmesi için gerekli olan muhabbet ve sevgiye daha çok sahiptirler.

İmam’ın işitip çok sevindiği bir konu ise okuma yazma seferberliği idi. O sürekli halka okuma yazma öğrenmeleri için açılan sınıfların ve programların durumunu sorardı. Oysa İmam, küçük çocuğumun olduğunu ve bununla beraber dışarıda çalıştığımı da biliyordu. Aynı şekilde Kum’da resmi bir kurumda sorumluydu, buna rağmen İmam, karşı çıkmazdı. Fakat her zaman şöyle söylerdi ‘’Kocanızı rızasını kazandıktan sonra çalışın ve faaliyetlerde bulunun.’’

Bir gün Fransa’da farklı devletlerden öğrenciler İmam’ı ziyarete gelmişlerdi. Erkekler önde kadınlar ise arka tarafta oturdukları için kadınlar sormak istedikleri soruları soramadılar. İmam görüşmeden sonra kalkıp gitmek istediği zaman bayanlar: ‘’Erkekler ön tarafta oturdukları için biz sorularımızı soramadık’’ dediler. İmam odaya girerek,’’Ben burada biraz oturayım, siz sorularınızı sorun’’dedi.

İmam’ın bu tavrı benim çok hoşuma gitmişti, zira görüş vaktinin bitmesine rağmen hanımlara haksızlık olmaması için onlara ayrıca vakit ayırmıştı. Hanımlar sorularını soruyorlardı, Onlardan birisi şöyle bir soru yöneltti: ’’Okumak istiyorum fakat kocam ve çocuğum daha fazla evde olmamı istiyorlar’’ İmam,’’Bu ikisi birbirlerini engellemezler siz onu en iyi şekilde yerine getirin ve okumaya da devam edin.’’ dedi.

Paris’te iken, yurtdışında tahsil gören öğrencilerin sorularını yanıtlamak için İmam’ın evinden birkaç kişinin o toplantıya katılması gerekiyordu. Birkaç arkadaşla birlikte biz bu görevi üstlendik, toplantı akşam saatindeydi, sorular çoğalınca program bayağı uzadı, gece saat iki olmasına rağmen, öğrenciler İslam ve Kuran hakkındaki sorularını sormaya devam ediyorlardı.

Öğrencilerden birisi kalktı ve şöyle bir soru sordu ‘’Ayetullah Humeyni’nin kadın ve toplumdaki rolü hakkındaki görüşü nedir?’’ Ben kalkıp o soruya cevap vermek istediğim zaman bizi davet eden üniversite müdürü dedi ki: izin veriniz bu sorunun cevabını ben vermek istiyorum. Ben şaşırdım ve dedim ki ‘’Bizim mektebimiz hakkında sizin yeterli bir bilginiz yok, nasıl bu soruya cevap verebilirsiniz?’’ Üniversite müdürü şöyle cevap verdi: ‘’Eğer benim cevabım uygun olmaz ise siz cevap verirsiniz.’’ Ben de ‘’tamam o halde’’ dedim.

Daha sonra öğrencilere dönerek şöyle dedi Gece yarısı saat iki, Ayetullah Humeyni nasıl olur da hiç tanımadığı öğrencilerin arasına bir kadın gönderir? Bu cevaptan sonra bütün öğrenciler alkışlayıp ıslık çalmaya başladılar ve o soruyu soran öğrenci kalkıp ben sözümü geri aldım dedi.

Üniversite müdürü konuşmasına şöyle devam etti. Ayetullah’ın bu davranışı başkalarının Ayetullah Humeyni hakkında söylediklerinin yalan ve asılsız olduğunu gösterir ve onların hedefi onu kötülemektir.’’

İşte ben o zaman İmam’ın beni görevlendirmesindeki kararını ne kadar hesaplı ve programlı olduğunu anladım.

Diğer bir olay ise benim Rusya’ya gönderilmem idi, İmam, Rusya’ya tebliğ mektubu göndereceği zaman benimle birlikte Ayetullah Cevadi Amuli’yi görevlendirmişti. İmam, derin ve ileri görüşlülüğüyle ileriyi ve inkılâpta gerçekleşen olayların yurtdışında ne şekilde bir yankı yapabileceğini görebiliyordu ve bu konuya çok dikkat ediyordu.

Her şeye rağmen İmam bu seçimiyle kadının İslam’da ve inkılâptaki yerini tüm Dünya’ya gösterdi. İslam kanunlarının hiçbir şekilde kadının gelişmesine karşı olmadığını bu davranışıyla beyan etti. İmam her konuda kadına söz hakkı veriyordu, zira toplumun yarısı kadındı.

Çarşaflı bir kadın ve ruhani elbisesiyle bir erkek İmam’ın ve İran halkının temsilcisi ve tebliğ mektubunun taşıyıcısı idi. İmam, özellikle bu iki elbiseyi seçmişti, oysa ilim ve bilgi yönünden benden çok daha üstün olanları vardı.

 

 



تعداد بازدید:  2227