İSLAM İNKILABININ İHRACI-5                 


İSLAM İNKILABININ İHRACI-5

İmam Humeyninin -ks- Eserlerini Tanzim

ve Yayınlama Müessesesi Uluslararası İlişkiler Bürosu 

Çeviren: İsmail Bendiderya

5. BÖlÜm

İNKILABIN İHRAÇ ŞARTLARI, YÖNTEMLERİ VE FAKTÖRLERİ

Milletler İrana İlgi Duyuyor

İslam, gerçekte olduğu haliyle İranda uygulanabilirse emin olunuz ki diğer ülkeler de ard arda aynı yolu izleyecektir, örnekleri var bunun... İranda yapılan bazı ters işleri bazı ülkelerde yapmaya başlamışlar nitekim; uğraşıyorlar, İrandan oralara da geçer korkusuyla ellerinden geleni yapıyorlar, ama boşuna çırpınıyorlar, oralara da geçecektir bu... İşte şimdi buraya gelen herkes, kendi milletinin durumunu anlatırken İrana  ilgi duyduklarını ve aynı şeyi kendi ülkelerinde de gerçekleştirmek istediklerini söylüyorlar; Irakta, Mısırda, Kuveytte ve diğer her yerde. Üzerimize düşeni gereğince yerine getirir ve islamı gerçek haliyle İranda uygularsak, kendimiz ta sonuna değin muzaffer olabileceğimiz gibi -ki öyle olacaktır inşaallah- bizden de diğerlerine geçecektir. Bizim arzumuz bütün islam beldelerinde böyle olmasıdır, hepsinde islam devletinin kurulmasıdır, islam adalet devletinin heryerde kurulmasıdır.

Ae 9/9-228, t:8. 7. 1358.

İslama Uygun Davranmak, İnkılabın İhracı Demektir

Büyükelçiliklerde çalışan siz beyefendiler aklen ve şeran, büyükelçiliklerinizin mümkün mertebe sade yerler olmasını sağlamakla muvazzafsınız. Aynı şekilde, oralarda çalışan ve sizin deyiminize göre astınız olan memurlara karşı davranışınız kardeşçe olmalıdır. Onlar sizin sözünüzü dinlemeli, itaat etmelidirler, ama bu -âmir memur ilişkisi- kardeşçe olmalıdır. Davetler, ziyafetler ve kendi geçiminiz de aynı şekilde -sade- olmalıdır. Orada çalışanların durumu değişmeli, islâmi olmalıdır, oraya gelenlerin islamı bilfiil göreceği şekilde olmalıdır. Biz ne kadar islamiyiz, islam cumhuriyetiyiz! diye bağırırsak bağıralım; pratikte öyle olmadığımız görülürse inandırıcı olmayız, bize kimse inanmaz. İslam cumhuriyetiyiz! diyen bize; ancak amelimizin de öyle olması halinde inanırlar, tağuti olmaması halinde inanırlar; sözümüz ve amelimiz islami olmalıdır. Bu islam cumhuriyetinin diğer ülkelere ihraç olabilmesi için bizim sözümüz ve özümüz islami olmalıdır; inkılabın ihracı süngü zoruyla değil, zorbalıkla değil; islamın, islam gerçeklerinin, islam ahlakının ve insânî ahlâkın buralarda gelişip olgunlaşmasıyladır buralarda. Sizler bununla yükümlüsünüz, bunu yapmakla vazifelisiniz; hem amelde, hem oralarda yayınladığınız yazı -yayın-larda böyle olmalısınız; oralarda yayınınız olmalı, dergi çıkırmalısınız; o dergileriniz hem resim ve fotoğraf, hem yazı ve işlenen mevzular itibarıyle İslam Cumhuriyetiyle uyumlu olmalıdır. Böylece, tebliğat yoluyla islam oralara nüfuz edebilecektir. Şunu biliniz ki siz tebliğat yaparsanız, oralarda bulunan aziz üniversite öğrencilerimiz bulundukları yerlerde, bulundukları kesimlere İranın meselelerini, İrandaki islâmi gelişmeleri anlatıp izah ederlerse, yabancı gazete ve dergilerin yazıp çizdiklerini birer birer yorumlayıp onların yalanlarını -ve zehirli propagandalarını- gözler önüne sererlerse -islam inkılabı ihraç olmuş olur-.

En önemli mesele, bizim, cumhuriyetimizin islami olmasını istediğimize öncelikle kalben kendimizin inanmış ve bunu kalben anlamış olmamızdır. Dille ifade ettiğimiz gibi, islamın uygulanmasını istediğimize, kalben de inanmış olmamız gerekir. Biz islamı istiyoruz deyince insanın  bütün olumsuzluklara karşı mücadele etmesi gerekir, önce kendisinden işe başlamalı, kendisinde ne tür olumsuzluklar bulunduğuna bakmalıdır. Herkeste ister istemez vardır bazı olumsuzluklar; kendisinde kusur görmeyen insan azdır ve insanın kendisinde hiçbir kusur görmemesi zaten başlıbaşına bir kusurdur. İnsanın yetişmesi, terbiye olması gerekir, tezkiye -nefsini eğitme- yoluyla yetişmelidir insan. İnsan kendisinden başlamalıdır işe; kendi ailesinden başlamalıdır. Sizler de kendinizden, kendi ailenizden başlamalısınız işe, daha sonra sıra dışarıya gelir. -Yurtdışındaki- üniversite öğrencilerimiz önce kendilerine bakmalıdırlar; kendi davranış ve gidişatlarının, söz ve amellerinin islâmi prensiplere uygun olmasına özen göstermelidirler önce. İşte o zaman, insanları islama davet ettiğinizde -ki davet etmeniz gerekir zaten- sözlerinizle ameliniz çelişmemelidir. İnsanları islama davet ettiğinizde kendisi şöyle yaptığı halde, bizi nelere davet ediyor! dedirtecek şekilde davranışlarınız olmasın.

Kısacası ben Allah Tebarek ve Tealâ hazretlerinden hepiniz için saadet ve selamet dilemekteyim. Milletimizin tamamı, bilfiil islamın göstergesi olan bir davranış ve gidişat üzere olmalı, bizzat davranışlarıyla islamı sergilemelidir dışarıya. Hatta bazı şahısların sızmış olduğu bazı yerlerde bile davranışların islami prensiplere aykırı olması halinde bu durum, düşmanlarımıza bahane kazandıracak, bize ve cumhuriyetimize var güçleriyle yüklenmelerine sebebiyet verecektir. Hem yurt dışındaki üniversite öğrencilerimiz, hem büyükelçiliklerimizde çalışan sizler ve diğer elçilik görevlileri, hepiniz; yurt dışındaki bütün islam encümenleri, yurtdışındaki İranlı olan ve olmayan herkes yükümlüdür bununla; yurt içinde bulunan bizlere oranla, yurt dışında bulunan onlar için daha önde gelen bir sorumluluktur bu; hepimiz yükümlüyüz, ama sizin vazifeniz daha ağırdır, sizin bu hususta sorumluluğunuz daha fazladır ve Allahın izniyle islamı yurt dışında tanıtma hususunda başarılı olmanız gerekir inşaallah. İslam tanıtıldıktan sonra, sağlam olan insanlar -ki halkın çoğunluğu böyledir- kabul ederler, kabul edince yavaş yavaş uygular, amel ederler. Böylece bu inkılab yavaş yavaş yurt dışına ihraç olmuş olur. Allah Teala hepinizi muhafaza buyursun inşaallah, sizi ve bizi, hepimizi, her yerde islamı destekleyip güçlendirme, islamı yayanlardan olma, Allah Tebarek ve Tealanın ordularından olma ve inşaallah hem kendi ülkemizi, hem diğer islam ülkeleri, hem de dünya mustazaflarının selamet ve saadetlerini sağlama hususunda başarılı kılsın inşaallah.

Ae, 13/64/263, t:16. 10. 1359.

***

İnkılabı, Bizzat Kendi Davranış  ve Ahlakınızla İhraç Edin

Sizin de[1] bizim gibi sorumlu olduğunuz önemli meselelerden biri orada kendi davranışlarınızla, büyükelçilikte çalışanlara ve oradaki memurlara karşı göstereceğiniz davranış ve sefaretlerin durumuyla; bulunduğunuz o ülkede inkılabınızın tedricen ihraç olmasını sağlamanız ve bu cihette bir davranış örneği sergilemenizdir. Ahlâki meseleler öyle meselelerdir ki; biri bunlara uyar da ciddiyetle önem verirse bu -hal ondan- başkalarına da geçer ve insanlar tabiat ve fıtratları gereği- ondan etkilenirler, çünkü -fıtratlar salimdir,, ama -ne yazık ki kimi zaman- eğitim ve yetişme şekli bu fıtratların bozulmasına sebep olabilmektedir.

Siz şöyle düşünün: Farzedin ki bir memlekete gidiyorsunuz ve orayı kendi memleketiniz gibi eğitmek, islamı oraya da götürmek istemektesiniz... İslamın -oraya- ihracı; islami ahlak, islâmi âdab ve islâmi davranışların orada halkın ilgisini çekebilecek bir şekilde olmasıyla mümkündür. Önemli işlerden biri de her büyükelçiliğin bir yayını -dergisi- olmasıdır, ama tağut dönemindeki gibi bir dergi değil tabi. Ahlâkî -islami bir dergi olmalıdır bu; İranda yaşanan olaylar işlenip yazılmalıdır bu dergide. Gördüğünüz gibi bugün dünyanın her yerinde -İran- İslam Cumhuriyeti aleyhine propaganda yapılmaktadır. Çok yönlü bir propaganda hem de; bir yandan bütün bağlılarıyla Batının propaganda araçları, bir yandan da yine bütün bağlılarıyla Doğunun propaganda mekanizmaları... Bunun nedeni, onların İslam Cumhuriyetinden dehşete kapılmış olmalarıdır. Bizzat İrandaki çıkarlarını artık kaybettikleri gibi -ki inşaallah ebediyen de kaybedeceklerdir- bu durumun -İrandan- başka yerlere de geçmesinden korkuyorlar; bu hareket ve bu inkılabın İran dışına taşmasından, diğer ülkelere ihraç olmasından, oraların insanlarının o diyarlarda da islamın uygulanması gerektiğini anlamasından, islamın durumunun -gücünün- nasıl olduğunu idrak etmesinden korkuyorlar. Oraların da İran gibi olmasından ve o tâğuti düzenlerinin giderek yıkılmaya yüztutmasından endişeleniyorlar; ki inşaallah yıkılmaya yüz tutmuş durumda...

Ae, 13/2-261, t: 16. 10. 1359.

***

Milletler Bizimle Muvafıktır

Dikkat ederseniz, zorbalarla devletlerin bize karşı çıktığı her yerde milletler bizimle muvafıklar. -Binaenaleyh- halkı ve halkın fikrini esas almak  ve halkı düşünmek gerekir, devletleri değil. Halk ve kitleler hakkı kabul etmekte zaten; çünkü zulüm ve sulta altındalar ve Amerikayla Sovyetlerin egemenliği altına girmek istemiyorlar. Tebliğat ve propaganda konusunda bizim durumumuz hemen hemen sıfırdı. Dünyayı uyandırabilmek için, resmi yolculukların yanısıra gayri resmi yolculuklara da çıkmak gerekir. İnkılabı ihraç etmek istiyorsak, bizzat halkın iktidarı ele geçirmesini sağlamalıyız, adına 3. sınıf denilen halk işbaşına gelir o zaman.

Çarşı-pazarın insanı olan halk kesimiyle ancak gayri resmi yolculuklar neticesinde irtibat kurup onları aydınlatabilirsiniz. Bu sade ve şaşaasız halinizle halkın arasında bulunmanız hem daha ilginçtir, hem böylece daha iyi tebliğde bulunmanız mümkündür.

Ae, 15/190, t: 22. 7. 1360.

***

İslam Cumhuriyetini, Güzel Ahlakınızla İhraç Edin

Sizin şu çehreniz, çehrenizde göze çarpan şu aydın ve nurlu halin bizzat kendisi bir zaferdir. Ben sizlerin gittiğiniz ülkelere İran inkılabını bilfiil ihraç edeceğinizi ummaktayım; umarım bütün dünyada zafer sizinle olur. Önemli olan, bu zaferlerin yanısıra, ötedenberi önem verdiğiniz ve halâ da önem vermekte olduğunuza inandığım nefsinize karşı zafer kazanma olayına da önem vermenizdir. Eskiden zorhanelerdeki[2] pehlivanların nasıl olduklarını bilirsiniz, islama özel bir itina gösterirdi eskinin pehlivanları... Hele sözlerinde ve işlerinde Allahın zikri ağızlarından düşmezdi, Allahı zikreder, hz. Emirel müminin selamullah aleyhi[3] anarlardı hep; psikolojilerinde etkisi olurdu bunun tabi. Bu zikirler insanın ruhunu ve psikolojisini etkiler elbet, sizler güzel ahlakınız ve güzel davranışlarınızla, güzel huyunuzla İslam Cumhuriyetinin bu islâmî çehresini yurt dışına ihraç edeceksiniz inşaallah. Siz aziz pehlivanlar ve siz kahramanlar yurtdışına gidip de orada göz kamaştırıcı zaferler kazandığınızda ve insanlar, sizin ruh ve psikolojik yapınızın da özel ve başkalarından farklı olduğunu, amel ve davranışlarınızın da diğer insanlardan farklı olduğunu gördüğünde bizzat bu; islamın, müslümanların ve bizim milletimizin aleyhine kopartılan yaygaraların etkisiz hale gelmesine neden olacaktır.

Ae, 15/258, t: 21. 9. 1360.

***

Meseleleri Dünya İnsanlarına İletin!

Yurt dışına giden sizler buna önem vermelisiniz; islamı müdafaa etmeniz gerekir. Kendimizi korumasını bilmeliyiz, kimse gelip de bizi korumayacaktır! İrşad Bakanlığı[4] faal olmalıdır. Siz beyefendiler fırsatı değerlendirip dünya insanlarına meseleleri iletin! İnsanlar birçok şeyden habersiz! Röportaj yapın, halkın içine girin, konuşmalar yapın. Yılda sadece bir kez olmasın bu yolculuklar; her fırsatta bu tür yolculuklara çıkmak gerekir. Başarıyla dönmenizi umarım.

Ae, 16/24, t:10. 11. 1360.

***

İnkılabımızı Dünyaya Tanıtmalıyız!

Gidip inkılabımızı bütün dünyaya tanıtmalıyız. Muvaffak olursunuz inşaallah, biliniz ki halk bizimledir. Başka bir gücün gelip bize yardım etmesini ummayarak nasıl kendimiz kıyam ettiysek, şimdi de başkalarının bizim lehimize propaganda yapacağını ummamalıyız.

Ae, 16/4-23, t: 10. 11. 1360.

***

Mazlumların Sesini Dünyaya Duyurma Yolunda Ciddiyet Gösterin

Tebliğat ve propagandanın güçlendirilip yaygınlaştırılması, bilhassa yurt dışında en önemli işlerdendir. Bizim ülkemizde şu birkaç yılda -ne yazık ki- bu iş yapılmadı. Aziz islamın dehşete düşürdüğü dünyayı sömüren -vampir güç-lerin onca propaganda borazanlarına karşı yurt dışında doğru bir tebliğatımız bulunmamaktadır. Büyükelçiliklerimiz -bu hususta- olumlu bir girişim gösteremedi; İrşad Bakanlığı da şu son günlerdeki girişimleri dışında bu önemli ve hayâtî işe şimdiye değin yaygınlık kazandırabilmiş değildir. İslâmî ülkemiz, olanca mazlumluğuyla kitle iletişim araçları ve yalanyayma mekanizmalarının hücumlarına maruz kalmıştır. Hükumet, gücü ve imkanları ölçüsünde bu eksikliği gidermeli ve mazlumların sesini dünyaya duyurabilmek için yaygın bir radyo kanalları açma hususunda ciddiyet göstermelidir ki dünya milletleri biraz da olsa; bizim yaşadıklarımız ve yaşamakta olduğumuz şeylerden haberdar olsunlar ve İran milletinin mazlumiyet sesi ve zalim güç sahiplerinin işlediği suçları dünya milletleri ve mazlumlarına iletmek için münasip fırsatlarda tebliğ ve aydınlatma grupları gönderilsin yurt dışına; -bu tebliğci gruplar gittikleri yörelerin halklarına- İran İslam Cumhuriyetine karşı çıkanların, söz ve davranışlarından da açıkça anlaşılacağı üzere aslında islama karşı olduklarını ve nereye islam gidecek olursa bunların -orada islama-  karşı çıkacaklarını anlatıp izah etsinler.

Ae, 16/46, t: 22. 11. 1360.

***

İran İnkılabının Sâiklerini Gerçek Haliyle Tanıtın

İslam aleyhine başlatılan onca zehirli propagandaya binâen yurtdışına yönelik tebliğat faaliyeti özel bir ehemmiyet taşıdığından ve tebliğatın koordineli ve düzenli bir şekilde gerçekleştirilmesi daha etkili olacağından zâtıalinizi[5] yurtdışına yönelik tebliğatın koordine sorumluluğuna atıyorum; umarım böylelikle, Allah Tealânın teyidi ve bu sahada faaliyet gösteren bütün birey, kurum, kuruluş ve teşkilatların da işbirliğiyle bu hayâti iş sürdürülür ve düzensizliklerle başına buyruk davranışların önü cidden alınmış olur. İşte o zaman yalan ve söylentiler uydurma mekanizmalarının uydurma propagandalarıyla beyinleri  zehirleme çalışmaları imkan nispetinde engellenmiş olacak ve İslam Cumhuriyetiyle İran inkılabının sâikleri gerçek haliyle tanıtılabilecektir.

Ae, 16/51, t: 28. 11. 1360.

***

Milletler İnsânî Değerlerle Muvafıktır

Halkı yağmalamak isteyen gerici devletler tarafından biz inzivaya itilmiş durumdayız, çünkü o devletlerin tamamı bize karşı ve bizimle taban tabana zıttır, ama milletler arasında durum-umuz- böyle değildir, milletler hakla birliktedir, milletler insânî değerlerden yanadır. Çoğu devletlerin bu insani değerlerden hiç mi hiç haberi yoktur. Sizler de[6] oralara gittiğinizde milletlerle irtibatta olacaksınız, millet sizi seyretmeye gelecek. Fizikî değerlerinizi, bedenî gücünüzü göstererek İrana değer verip İranın değerini onlara gösterdiğiniz gibi; ahlâki, amelî ve akidevî değerler de bizzat sizin vasıtanızla oralarda yayılacaktır inşaallah.

Ae. 16/62, t: 17. 12. 136.

***

Toplumları İslama Davet Edin

Sizler İslam Cumhuriyetine -mensup insanlar- olarak diğer ülkelerde örnek olun. Biz bugün her yerde islamı desteklemek ve uygulamak ihtiyacındayız; islamı, bugün kendi ülkemizde gerçekleştiği haliyle diğer yerlere ihraç etmemiz gerekir. İslamın ihracının yollarından biri de siz gençlersiniz; siz yurt dışına gidiyorsunuz ve orada kalabalık topluluklar sizi seyretmeye geliyor, sizin kuvvetinizi görmeye geliyor. Bu geniş kalabalıkları bilfiil islama davet edecek şekilde davranmalısınız. Davranışlarınız, haliniz ve gidişatınız İslam Cumhuriyetine örnek  olacak şekilde olmalıdır ve İslam Cumhuriyeti sizin vasıtanızla başka yerlere de gidebilmelidir inşaallah.

Ae, 16/61, t: 17. 12. 1360.

***

Bizim Tebliğatımız Fazla Olmalıdır

Bizim tebliğatımız fazla olmalı, radyo ve televizyon yayınlarımız fazla olmalıdır ki meselelerimizi tüm dünyaya iletebilelim. Halihazırda bizim sesimizi ve buradaki gerçekleri engelliyor, hiçbir yere ulaştırmamaya çalışıyorlar. Buna karşılık küçük bir hata bulacak olsalar, bir yanlışlık görecek olsalar radyolarının neler  yaptığını o zaman görün siz...

Ae, 16/64-65, t:17. 12. 1360.

***

Yurtdışına Yönelik Tebliğatın Özel Bir Önemi Var

Yurtdışına yönelik tebliğatın özel bir ehemmiyet taşıdığı ve kendine has bir önemi olduğu apaçık ortadadır. İrşad Bakanlığı bu işi uhdesine almış bulunduğundan sağlam elemanlar seçme, eğitme ve yurt dışına gönderme ve islâmî kültürün yayılmasını sağlama hususunda Tebliğat Yüksek Şûrâsının[7] İrşad Bakanlığına yardımcı olması, onunla işbirliği içinde bulunması ve bu ilahi vazifeyi tam bir uyum sağlayarak yerine getirmesi gerekir.

Ae, 16/221, t: 12. 4. 1361.

***

İslâmî Ahlâk ve Davranış, İnkılabın En Önemli Tebliğidir

İranlı muhterem hacı adayları islam hükümlerine candan bağlı, dindar, islâmî ve inkılâbi bir ülkeden hacca gitmekte olduklarını ve dostlarla düşmanların gözlerinin onlara dikili bulunduğunu bilmelidirler. Dostların gözleri onların üzerindedir, çünkü: Muhterem -İranlı- hacılar islami sorumluluklarına sadık kalıyorlar mı, dünya müslümanlarına karşı söz ve davranışlarında kendi görkemli islamî inkılaplarının onurunu koruyabilecek şekilde davranıyorlar mı, bu mukaddes yolculuğun kaçınılmaz gereklerinden olan zorluklar, meşakkatler ve sıkıntılar karşısında gereğince sabır ve tahammül gösterebiliyorlar mı, her an ve her lâhza Allah Tealayı başlarının üstünde hazır ve nâzır görüyorlar mı, ülkelerine alnı açık dönebiliyor ve dünya müslümanları nezdinde kendi ülke ve inkılaplarının yüzünü ak çıkarabiliyorlar mı, aziz ülkelerinin islam inkılabını dünya müslümanları ve islam ülkelerine ihraç etme gayreti gösteriyorlar mı; yoksa, Allah göstermesin müslüman kardeşlerinin huzurunda veya gizlice onların bazıları islâmî ahlak ve amellere yakışmayan davranışlar mı sergiliyorlar, önemsiz dahi olsa; islam ve İslam Cumhuriyetini küçük düşürecek söz ve davranışlarda mı bulunuyorlar -ki bu bağışlanmayacak büyük günahlardandır- diye -bütün dostların gözleri İranlı hacıların üzerine çevrilidir, aynı şekilde - düşmanların gözleri de onların üzerine çevrilidir; onların söz, ahlâk, davranış ve tutumlarında bir zaaf bulabilmek; Allah göstermesin, çok önemsiz ve küçük de olsa böyle bir zaaf veya hata yakalayıp bunu bahane ederek propaganda borazanları aracılığıyla alabildiğine şişirip büyütmek için... İslamın ve inkılabın çehresini dünya kamuoyu ve yabancılar nezdinde daha bir tersine gösterip dünya müslümanları nezdinde İran müslümanlarını sorumsuz ve lakayt insanlar gibi gösterip islamı; yüce insanî değerlerden uzak bir okul ve aziz İran milletini de medeniyetten uzak zavallı bir millet olarak göstermek için...

Ae, 17/28, t:29. 6. 1361.

***

Büyükelçilikler İslamı Tebliğle Vazifelidirler

Üniversiteyle Feyziye[8] arasında sürekli bir bağ bulunmalıdır. Tebliğat, geniş çaplı bir tebliğat olmalıdır islam ve İslam Cumhuriyeti için... Büyükelçilikler bulundukları yerlerde islamı ve İslam Cumhuriyetinin tebliğini yapmalıdırlar.

Ae, 17/154, t:26. 10. 1361.

***

İslamın İhracının Şartı, Vahdetin Korunmasıdır

Bugün islamın korunması için; zihinlerimizdeki şeyleri, meselâ muhtemelen rahatsızlıklar varsa, onları bir kenara bırakmamız ve Allah rızası için -elele verip- birlik olmamız gerekir. Eğer böyle olursa siz korunur ve islamı bütün dünyaya ihraç edersiniz -inşaallah- Ve ben size şunu arzedeyim ki; eğer islam İranda Allah göstermesin, Allah göstermesin, bir tokat yiyecek olursa biliniz ki bütün dünyada tokat yiyecektir ve biliniz ki -bu durumda- kolay kolay bir daha başını doğrultamayacaktır. Bu -İranda islamın korunması- bütün vazifelerin üzerinde bir vazifedir bugün; İranda islamın korunması sizlerin vahdet ve birlik içinde olmanızla mümkündür.

Ae, 17/222, t: 1. 1. 1362.

***

İnsânî Değerleri Seçmemiz Gerekir

 Şu İran islam merkezinde, o -malum- bozuk değerleri gömecek ve aziz islamı yayıp dünyanın dört bir yanında Kuranın nurunun tecellisini sağlayacak bir durum -ve ortam- oluşmasını ümid etmekteyiz; dışlanmış olan islâmî değerler ve dışlanmış olan insânî değerler böylece dirilip ihya olacaktır inşaallah. Bunun ilk adımı da kendimize dikkat etmemizdir; ilâhî ve insânî değerlerle tâğutî değerler arasında bir tercihte bulunmamız gerektiğinde; insânî ve ilahi değerleri tercih etmemiz gerektiğidir. Kendi ülkemize hizmet edip islam ve kendi ülkemize karşı kendimizi sorumlu bilmekle; doğu veya batı ülkelerine hizmette bulunmak gibi bir tercihle karşı karşıya kaldığımızda kendimize ait olanı -islama ve ülkemize hizmeti- tercih etmemiz gerekir.

Ae, 17/239, t: 4. 2. 1362.

***

İnsânî Değerlerin İhracı

Bütün müşkülatlarınızı yenmek istiyorsanız bütün -istikbârî- güçler karşısında hepinizin sıkıca dikilmesi gerekir, bütün zorluklara karşı kendinizi hazırlamanız gerekir, insânî değerleri buradan heryere ihraç etmeniz gerekir; kültürel bağımsızlık, iktisâdî bağımsızlık, sosyal bağımsızlık vb. her nevi bağımsızlığınızı sıkıca korumanız gerekir ki bu da; islam okuluna ilgi göstermek, Yüce Yaradana dayanıp sadece Ona güvenmek, birbiriyle elele verip birlik olmak ve bütün kesimlerin birbirini kardeş olarak görmesiyle mümkündür.

Ae, 17/238, t: 4. 2. 1362.

***

Niyet İhlaslı Olursa İnkılabın Dalgası Dört Bir Yana Ulaşacaktır

Niyet ihlaslı olur  da Allahın rızası gözetilerek ihlas gösterilirse, böyle olduğu sürece bu ülke hiç şüphesiz muzafferdir ve dalgası buradan her tarafa yayılır o zaman; nitekim yayılmıştır da! Sizin inkılabınız, Allaha hamdolsun, ihraç olmuş durumdadır artık; ihraç olacak demiyorum, ihraç oldu bile -diyorum- ve yurt dışında gelişmekte, takviye edilmektedir!

Ae, 18/169, t: 29. 8. 1362.

***

Dünyayı Islah Etmeye Kararlıyız

Meydanı boşaltıp kaçmamalısınız! Esasen bazı sağlam insanları meydandan kaçırabilmek için zorluklar ve tatsızlıklar çıkarıyorlar onların önüne!.. Yılmadan ve azimle meydanda -sahnede- bulunmak gerekir! Hz. Peygamber-i Ekrem efendimizin -sav- karşılaştığı kadar kimse zorlukla karşılaşmış değildir; ama o hazret sonuna kadar dayanıp direndi ve vazifesini yerine getirmekle meşgul oldu. -Masum- İmamlar aleyhimusselam için de aynı -şekilde, kimsenin başına gelmeyen zorluklar- oldu, ama onlar da dayanıp direndiler. Boşuna hapsedilmiyordu onlar; islamın aleyhine kıyam edenlerin karşısına dikildikleri için hapislere atılıyorlardı. İnşaallah islama bağlı olan ve islamın gelişip yayılmasını isteyen biz de, dünyayı düzeltmek kararındayız ve milletlerin bunu gerçekleştireceğinden ümitliyiz.

Ae, 18/98, t:12. 10. 1362.

***

Diğer Milletlerin Etkilenmesini Sağlayacak Şekilde Çalışmalıyız

Yurtdışında, -hatta- islam ülkelerinde; bulunduğunuz o beldelerde bizden farklı bir durumu vardır onların. Umarız onlar da düzelir... Oralarda onlardan etkilenmeyecek şekilde ayarlamanız gerekir durumunuzu. Onların ve size gelen herkesin sizden etkilenmesi gerekir, sizin onlardan değil! Yani -mesela- biri buraya geldiğinde buradaki durumun iyi olduğu yolunda birşeyler gelebilmelidir zihnine, kalben etkilenmelidir; işte böyle olması gerekir, öyle -onlarda olduğu veya şah döneminde İranda olduğu gibi- değil! diye geçebilmeli kalplerinden -Buranın yazarları işte böyle olmalı, muharrirleri işte böyle olmalı, müstahdemi işte böyle olmalı, reisi işte böyle olmalı- diyebilmeliler-, buradaki durumun onların -kendi ülkelerindeki- durumdan- daha iyi olduğu intibâı uyanabilmelidir kendilerinde. Eğer böyle olursa yavaş yavaş inşaallah etkileyebilirsiniz onları ve inkılabınız da böylece ihraç olmuş olur. Biz de -inkılabın- bu anlamda ihraç olmasını istiyoruz zaten. Oralardaki büyükelçilerimizin, onların büyükelçilerini, onların hükumetini etkileyecek şekilde davranmasını, hükumetimizin diğer hükumetleri etkileyecek şekilde davranmasını, milletimizin diğer milletleri etkileyecek şekilde davranmasını istiyoruz biz.

Ae, 18/10-209, t: 27. 10. 1362.

***

Dünya Mustazaflarını İslamın Adalet Devletiyle Âşina Kılın

Şahlık zulmü altında yıllarca kıvranan, Allah Tealânın inayeti ve uğruna ruhlar feda olası hz. Bakıyyetullahın*  hayır duası sayesinde, tahammülü imkansız bela ve güçlüklere karşı tahammül göstererek zincirleri parçalayan ve gayesi uğrunda islama binlerce şehid, malul ve gazi takdim eden muzaffer bir ülkeden hacca gitmektesiniz siz. Sizler; doğu hayranlığı ve ondan daha ziyade, batı hayranlığı neticesinde dinsizlik, fesad ve fahşâ içine gömülmeye doğru yüz tutan bir ülkeyi, gerçekleştirdiği inkılapla kurtarıp tâğut düzeni -ni yıkarak- yerine islam devletini kuran bir milletin mesajını taşımaktasınız. Gerçekleştirdiği islam inkılabının mesajını ihraç etmek suretiyle sadece islam ülkelerini değil, dünya mustazaflarını da aziz islam ve islamın âdil devlet nizamıyla aşina kılma azminde olan bir milletin… Gerçekleştirmiş olduğu islam inkılabının henüz pek genç yaşta olması ve iki büyük süper gücün karşısına dikilip doğu ve batı blokunu karşısına alması neticesinde başına getirilen tahammülü imkansız zorluklar ve bu iki zalim kanada uşaklık eden teröristlerin yıkıcılık ve anarşi eylemlerine rağmen sadece ve sadece islamın bereketi, onun nuraniyeti ve halkın direnci sayesinde yeryüzünün doğusundan batısına -tüm- islam ülkelerini ve dünyanın dört bir yanındaki mazlumların kendisine gelmesini sağlayıp onları islama yönelten ve islamın sesini, zayıf da olsa, tüm dünyaya duyurup dikkatlerin ona yönelmesini sağlayan bir milletin temsilcilerisiniz siz!.. Beytullahil Haramı ziyarete giden siz muhterem hacılar böyle bir milletin mesajını taşımaktasınız ve böyle bir ülkenin temsilcilerisiniz işte... Binaenaleyh konumunuz son derece hassas ve vazifeniz pek ağırdır. İnşaallah sizden beklenen güzel davranışla, islâmî ve inkılâbî ahlakınız sayesinde herkesin dikkatini çeker ve islam inkılabının çehresini, gerçekte olduğu haliyle dünya milletlerinin görmesini sağlayarak sevgi dolu kardeşçe yaklaşımlarınızla onların dikkatini büyük İran inkılabına çeker ve böylece -islam düşmanlarının- zehirli propaganda borazanlarının maksatlı propagandalarını bilfiil etkisiz hale getirmiş olursunuz. İşte o zaman haccınız makbul, ecir ve sevabınız artmış olur.

Ae, 19/45, t:7. 6. 1363.

***

İslamı Diğer Yerlere de Ulaştırın

Halk grupları hep birlikte olun; eğer birlikte olursanız Allah Tebarek ve Teala hazretleri yardım eder size. Allahın nusret ve yardımı, Allah rızası için birlikte olmanız demektir, islamı takviye etmek için birlik içinde olmanız demektir, islamı başka yerlere de ulaştırmanızdır, budur Allahın yardımı. Nitekim Allah Tealâ siz yardım ederseniz ben de yardım ederim diye vaadetmiştir.

Ae, 20/6, t: 19. 3. 1365.

***

İslamın Gayelerini Dünya Çapında Gerçekleştirmek

İslam alimleri, islamî araştırmacı ve uzmanlar; islam dünyasına hakim olan -mevcut- yanlış ekonomik sistem yerine, mahrumlar ve baldırı çıplak -yoksul-ların haklarını gözetici ve yapıcı plan ve projeler hazırlayıp sunmak ve mustazaflarla islam dünyasını yoksulluk, fakirlik ve geçim sıkıntısından kurtarmakla görevlidirler. İslam her boyutuyla egemen olmadan islamın ülkü ve gayelerini dünya çapında gerçekleştirmenin ve bilhassa islamın ekonomik programlarını uygulamaya koyup batının kapitalist hasta ekonomisiyle doğunun hasta komün ekonomisine karşı koymanın mümkün olmayacağı da bilinmelidir.

Ae, 20/128, t: 6. 5. 1366.

***



[1] - Sizin de: Yurtdışındaki İran büyükelçilik ve konsolosluklarında çalışan görevliler.

[2] - Zorhane: Geleneksel İran sporlarının yapıldığı mekan. Bu mekanlar sporun yanısıra dine ve hz. Resulullahın -sav- mutahhar Ehl-i Beytine -as- saygı ve sevgiye de önem vermesiyle ünlüdür.

[3] - Emirel müminin selamullah aleyh: Ehl-i Beyt imamlarının -as- ilki hz. Ali -sa-.

[4] - İrşad Bakanlığı: Genel kültür sahasında İran İslam Cumhuriyetinin resmî politikalarını uygulamakla görevli İslâmi Kültür ve İrşad Bakanlığı aşağıdaki maddeleri icra etmekle mesuldür:

a- İman ve takva esasına dayalı olarak ahlâki erdem ve faziletlerin gelişmesini sağlamak.

b- Kültürel bağımsızlığı temin edip, toplumun ecnebi kültürlerin nüfuzundan etkilenmesini önlemek.

c- Toplumun yapıcılık, yaratıcılık ve araştırma ruhunun seviyesini yükseltip çeşitli sahalarda yeteneklerin ve bilincin gelişmesine yardımcı olmak.

d- İslami kültür ve sanatı yaymak.

e- İslam inkılabının gaye, ülkü, netice ve dinamiklerini dünyaya tanıtmak.

f- Müslümanlarla mustazaflar başta gelmek üzere bütün dünya milletleriyle yakın kültürel ilişkiler kurmak.

g- Müslümanlar arasında vahdeti sağlayacak zeminler oluşturmak.

[5] - Zâtıâliniz: Dönemin İslâmî İrşad bakanına hitaben.

[6] - Sizler de: Sporculara hitaben.

[7] - Tebliğat Yüksek Konseyi: İslam inkılabının zaferinden sonra tebliğat ve inkılab merasimlerinin icrası hususlarında uyumlu ve kordineli bir çalışma yapılmasını sağlamak amacıyla önde gelen bazı ulemanın da katılımıyla Tebliğat Yüksek Konseyi kuruldu. Zamanla İslâmi Tebliğat Teşkilatı ve İslâmi Tebliğat Koordine Şûrâsının kurulmasıyla birlikte bu vazife sözkonusu iki kuruluş tarafından yürütülmeye başlamıştır.

[8] - Feyziye: Kum şehrindeki en eski ve en muteber dini ilmiye medreselerinden biri.

* - Hz. Mehdi aleyhisselam -çev-

 

 



تعداد بازدید:  2146