İmam'ın Cesareti                 


İmam'ın Cesareti

Şevval ayının 25’i 1342 (1964) yılında, İmam Cafer-i Sadık’ın şehadeti yıldönümünde Şah’ın özel harekât komandoları köylü kılığında Feyziyye medresesine saldırdılar ve üç gün boyunca halkı ve talebeleri dövdüler. O günün sabahı İmam’ın evinde merasim olduğunu biliyorlardı bu yüzden toplanan halkı dağıtmak için halkın arasına girerek İmam’ın evine gittiler. İmam bu durumu görünce kendisi kalkıp ‘’Bir karışıklık çıkarırsanız halka, sizi parça parça etmelerini söylerim’’ dedi. Onlar bunu işitince korkup teker teker dışarı çıktılar.

Şah’ın askerleri Feyziyye medresesine saldırdığı zaman ben İmam’ın yanındaydım, Şah askerlerinin medreseye saldırdığı ve bir grubu ikinci kattan aşağı attıklarını, yaşlıları dövdüklerini odaların kapılarını kırdıklarını ve ellerine geçen Kuran’ları yaktıklarını ve halka Moğol ordusu gibi davrandıkları haberi geldi. Gün batımına yakın ardı ardına haberler İmam’ın evine saldırılacağı haberi geliyordu. 

Oradaki arkadaşlardan birisi kalkıp kapıyı kapattı, İmam kapının kapatıldığını anlayınca ayağa kalkarak şöyle dedi “Orada çocuklarım olan talebeleri dövsünler ve medreseyi yakıp yıksınlar ama burada benim evimin kapısı kapalı kalsın öyle mi?” Sonra evin kapısını açmaları için emir verdi. Daha sonra kendisi kapının önüne giderek dedi ki: ‘’Bırakın isteyen herkes gelsin’’

Hacı Ahmed şöyle anlatıyor ‘’İmam’dan şöyle bir soru sordum, Türkiye’ye sürgün edilirken uçağa bindiğiniz zaman kendinizi nasıl hissediyordunuz?” İmam şöyle cevap verdi: Sizin yanınızda nasıl ise, o zaman da öyle!’’

İmam,1343 (1965) yılında yaptığı bir sohbetinde şöyle buyurdu ‘’Vallahi ben ömrümde korkmadım beni gece yarısı tutuklayıp götürdükleri zaman onlar korkuyorlardı ama ben onlara teselli veriyordum. Beni tutuklayıp Tahran’a götürürlerken önde oturanlardan birisi sağ taraftaki tuz gölünü arkadaşına gösterdi, çünkü devlete karşı şiddetli faaliyet gösteren bazı müminleri o göle atmışlardı. Eliyle orayı gösterince kastının ne olduğunu anladım, ama ben ne onlarla yola çıktığımda korktum, ne de o gölü gösterdikleri zaman!”

İmam, Şah’a karşı ilk konuşmasını yaptığı sıralarda devlet tarafından tehditler çoğalmıştı. Bazı geceler İmam’ın tutuklanma ihtimali vardı, bu yüzden tutuklamak için geldikleri zaman İmam’ı bulamamaları için yerini değiştirip başka bir yerde uyumasını istiyorduk, Fakat İmam asla kabul etmiyor ve yerini değiştirmiyordu. 15 Hordat gecesi İmam’ı tutuklamak için geldikleri zaman evde çalışan Meşhedi Ali’yi dövdüler. İmam gürültüyü işitince bağırarak şöyle dedi “Bu yaptığınız vahşilikler de nedir böyle?  Ruhullah Humeyni benim! Başkalarına neden zarar veriyorsunuz?’’

 İmam, Ayetullah Hairi ve Ayetullah Burucerdi zamanında, İslami faaliyetlerin başında gelirdi. Örneğin Ayetullah Burucerdi zamanında gelişen bazı siyasi olaylardan dolayı din âlimleri arasından birinin Şah’la yüz yüze konuşması gerekiyordu ve bu âlim diğer âlimlerin sözlerini çok açık ve net bir şekilde Şah’a söylemeliydi bu âlim Ruhullah Humeyni’den başkası değildi.

İmam Şah’la yaptığı iki görüşmede âlimlerin sözlerini tamamen iletti ve Şah’ı kullandığı siyasetten dolayı ikaz etti. 14 Hordat 1342 yılında (yani kanlı 15 Hordat olaylarından bir gün önce) Şah’ın özel harekât komandoları İmam’ın konuşma yaptığı topluluğu dağıtmak için Kum’a gelmişlerdi. Bir grup İmam’ın yanına giderek şöyle dediler ‘’Hayatınız tehlikededir eğer mümkünse bu gün dışarı çıkmayın’’ İmam onlara cevabında ‘’Hayır herkesin beni görmesi için üstü açık bir ciple konuşmaya gideceğim’’ dedi.

 



تعداد بازدید:  2125